ULUS MEYDANI'ndan

YENİ BİR TÜRKİYE'YE DOĞRU
Osman Sevaioğlu
Profesör, Orta Doğu Teknik Üniversitesi

"Türkiye yeni insanlarla, yeni düşüncelerle, yeni bir sosyoekonomik yapılanma modeli ile yeni bir siyasi hareketi ortaya çıkarmak zorundadır."

Eski bir Çin Laneti "Dilerim değişen günlerde yaşarsın" diyor.

Değisim artık faaliyetini sürdüremez duruma gelen mevcut yapının bu hale gelmesine neden olan unsurlarının ortadan kaldırılması ve bu yönde birtakım ciddi yapısal değişikliklerin gerçekleştirilmesi anlamındadır.

Değişimi zorunlu kılan dinamik, yapının daha iyiye gitmesi yönünde değil, yapının normal faaliyetlerini sürdürmesine, yani onun yaşamını sürdürmesine engel olan unsurlarının ortadan kaldırılması yönündedir. Bir başka ifade ile, değişimin getirdiği en önemli süreç, yapının işleyişine engel olduğu ortaya çıkan kısımlarının yıkılması ve ortadan kaldırılmasıdır.

Değişim elbette yıkıcı bir süreçtir. Yapının toplumun beklentilerine cevap veremeyen kısımları yıkılacak ve yerlerine birtakım başka yapılar ikame edilecektir.

Bu ortadan kaldırma, elbette bu kısımlarla organik bağı olan kişi, kimse ve kuruluşları etkileyecek ve onların engelleme çabaları ile karşılaşacaktır. Değişim, yapıdaki her varlığı etkileyecek ve onları ortaya çıkan bu yeni duruma uyum sağlamaya zorlayacaktır.

Her değişim, yapı içindeki varlıkların menfaatlerini, hatta varlıklarını tehdit eden birtakım unsurlar içerir. Bu açıdan bakılınca, mevcut yapı içinde yaşamını sürdürmeye alışmış bir varlığın değişime soğuk bakmasının, hatta ona karşı çıkmasının (son) derece normal olduğu da söylenebilir.

Değisim sonrası ortaya çıkan yeni duruma uyum, varlıkların kendilerini eğitmesi, özellikle yeni üretim teknolojileri üzerinde eğitmesi, bu ise, yeni emek ve gayret demektir.

Toplumsal değişimler de elbette böyledir. Televizyonda, milletvekillerine; "Yere batsın senin türbanın, yere batsın senin milliyetçiligin, yere batsın senin de özelleştirmeciliğin, açım ben aç" diye bağıran ses, aslında bu yönde toplumsal değişimi talep eden bir gencin feryadından başka bir şey değildir.

Bu ses, aslında ülkemizdeki bir bayrak haline getirilmiş olan tüm liberal ve devletçi sosyoekonomik modellerin uygulamaları ile, belki de esasları ile iflaslarının açık bir ilanıdır. Bu ses, iktidarı ile, muhalefeti ile, mevcut tüm siyasi yapının bu toplumun taleplerine artık cevap veremez bir duruma geldiğinin açık bir ifadesidir.

Evet, ülkemizde tüm sosyoekonomik modeller iflas etmistir. Siyasi tarihte ilk defa anketlerde % 49.6 gibi son derece yüksek bir oranda kararsız seçmen olduğunun ortaya çıkması bunun bir ifadesidir. Toplum artık kimseye inanmamakta ve ciddi bir yapısal değişim talep etmektedir.

Toplumsal değişimi kendileri gerçekleştiremeyen siyasi liderler ve kadrolar, toplumun bizzat kendisi veya toplumdaki diğer hakim güçler tarafından gerçekleştirilecek diğer tür değişimlerin önünü açmıs demektir.

Türkiye yeni insanlarla, yeni düşüncelerle, yeni bir sosyoekonomik yapılanma modeli ile yeni bir siyasi hareketi ortaya çıkarmak zorundadır.

Selam ve saygılarımla,

OSMAN SEVAİOĞLU
Profesör, Orta Doğu Teknik Üniversitesi

Yayın Tarihi: 12 Nisan 2001